Şeker hastalığı göz sağlığını nasıl etkiler? Trabzon göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Bahattin Kır, diyabete bağlı görme kayıplarını ve diyabetik retinopatiyi anlatıyor.
Diyabet (şeker hastalığı), vücuttaki birçok organı etkileyen sistemik bir rahatsızlıktır. Yüksek kan şekeri seviyeleri, zamanla vücudumuzdaki ince kılcal damarların yapısını bozar. Bu damar hasarının en yoğun ve en tehlikeli şekilde yaşandığı organlardan biri de gözlerimizdir.
Halk arasında “şekerin göze vurması” olarak bilinen bu durum, tıpta Diyabetik Retinopati olarak adlandırılır. Günümüzde yetişkinlerde önlenebilir görme kayıplarının en sık rastlanan nedenlerinden biri olan bu hastalık, maalesef başlangıç evresinde hastaya hiçbir uyarı vermez.
Diyabetik Retinopati Nasıl Gelişir?
Gözümüzün arka duvarını kaplayan ve görmemizi sağlayan ağ tabakaya (retina) kan taşıyan çok ince damarlar bulunur. Uzun süre kontrolsüz kalan yüksek kan şekeri, bu damarların duvarlarını zayıflatır. Zayıflayan damarlarda şu sorunlar ortaya çıkmaya başlar:
- Sızıntı ve Kanama: Damarlardan retina içine kan ve sıvı sızmaya başlar. Bu sıvı, görme merkezinde (makula) ödem (şişlik) oluşturarak görmeyi bulanıklaştırır.
- Damar Tıkanıklığı: Retinayı besleyen damarlar tıkanarak dokunun oksijensiz kalmasına yol açar.
- Yeni (Anormal) Damar Oluşumu: Oksijensiz kalan retina, telafi amacıyla yeni damarlar üretmeye başlar. Ancak bu yeni damarlar son derece kırılgandır; göz içine (vitreus sıvısına) kanayarak ani ve ciddi görme kayıplarına neden olabilirler.
Belirtileri Nelerdir?
Diyabetik retinopatinin en tehlikeli yanı, hastalığın erken ve orta evrelerinde hiçbir ağrı, batma veya görme bozukluğu yaratmamasıdır. Hasta, ancak kanama veya ödem görme merkezini etkilediğinde durumun farkına varır. İlerleyen evrelerde şu şikayetler görülür:
- Görme alanında uçuşan siyah noktalar, örümcek ağı benzeri şekiller veya lekeler.
- Dalgalı veya bulanık görme.
- Renklerin soluk veya yıkanmış gibi görünmesi.
- Görme kalitesinde günden güne değişen dalgalanmalar.
- İleri vakalarda ani ve karanlık bir perde inmesi hissi (göz içi kanaması).
Şeker Hastaları Ne Sıklıkla Göz Muayenesi Olmalıdır?
Diyabetik retinopatide kaybedilen görme yetisini geri getirmek çoğu zaman mümkün değildir. Temel amaç, hastalığı damarlarda hasar yaratmaya başladığı ilk anda tespit edip ilerlemesini durdurmaktır.
Bu nedenle, hiçbir göz şikayeti olmasa dahi:
- Tip 2 diyabet teşhisi konulan hastalar teşhis anında,
- Tip 1 diyabet teşhisi konulan hastalar teşhisten 5 yıl sonra,
- Ve sonrasında her yıl düzenli olarak detaylı göz dibi (retina) muayenesi yaptırmalıdır.
Tedavi Seçenekleri ve Korunma Yolları
Tedavinin ilk ve en önemli basamağı, kan şekeri, tansiyon ve kolesterol seviyelerinin dahiliye uzmanı kontrolünde sıkı bir şekilde dengede tutulmasıdır. Gözdeki hasarı kontrol altına almak için ise günümüzde uygulanan çeşitli tıbbi yöntemler bulunmaktadır:
- Lazer Fotokoagülasyon: Sızdıran veya yeni oluşan anormal damarları kapatmak, retinanın oksijen ihtiyacını azaltmak için uygulanır.
- Göz İçi Enjeksiyonlar: Görme merkezindeki (makula) ödemi azaltmak ve anormal damar büyümesini baskılamak için göz içine özel ilaçlar (Anti-VEGF veya kortikosteroid) enjekte edilebilir.
- Vitrektomi Cerrahisi: Göz içine yoğun kanama olduğu veya retinanın yerinden ayrıldığı (dekolman) çok ileri vakalarda uygulanan cerrahi bir işlemdir.
Trabzon göz hastalıkları muayenesi, retina taramaları ve diyabetik göz takibi alanında hizmet veren Op. Dr. Bahattin Kır, diyabet hastalarının göz dibi incelemelerini düzenli olarak gerçekleştirerek olası riskleri en aza indirmeyi hedeflemektedir. Eğer şeker hastasıysanız, göz sağlığınızı şansa bırakmayın ve yıllık kontrollerinizi aksatmayın.
Uyarı: Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Diyabetin gözdeki etkilerini ve kişisel tedavi planınızı değerlendirmek için mutlaka bir göz hastalıkları uzmanına başvurunuz.